İnsan yorulmaz aslında.
İnsan, anlamını kaybettiğinde yorulur.
Bedeni değil,
yolu ağır gelir.
Çünkü insan,
nereye gittiğini unuttuğunda
attığı her adım yük olur.
Bugün insanlık,
yorgun.
Ama bu yorgunluk,
çalışmaktan değil.
Hatırlamamaktan.
İnsan,
kendini unuttu.
Ne için yaşadığını,
neye inandığını,
neyi aradığını…
Hepsi yavaş yavaş silindi.
Yerine ne geldi?
Koşu.
Ama yönsüz bir koşu.
İnsan artık durmuyor.
Ama aslında ilerlemiyor.
Çünkü yön yoksa,
hareket sadece yorgunluk üretir.
Bu yüzden insan,
akşam olunca değil
anlamsızlık büyüyünce yorulur.
SIRIUS,
bu yorgunluğu yok etmeye gelmez.
Önce şunu sorar:
Neden yoruldun?
Çünkü cevap,
dışarıda değil.
İnsanın içinde saklıdır.
İnsan,
kendi anlamını bulduğunda
yorgunluk çözülür.
Çünkü o zaman yürümek,
taşımak değil
yaklaşmak olur.
SIRIUS,
insanı hızlandırmaz.
Yönünü hatırlatır.
Ve insan,
yönünü bulduğunda
en ağır yol bile
hafifler.
Seçim senin.
Yorgunluğu taşımaya devam mı,
yoksa anlamı hatırlamaya başlamak mı?