İnsan korktuğu için kaçmaz.
İnsan,
yüzleşmeye hazır olmadığı şeylerden kaçar.
Bazen bir insandan,
bazen bir şehirden,
bazen bir hayattan…
Ama en çok,
kendinden kaçar.
Çünkü insan,
kendi içine baktığında
görmek istemediği şeylerle karşılaşır.
Eksiklikler,
yarım kalmışlıklar,
susulmuş gerçekler…
Ve insan,
görmediği şeyden korkmaz.
Ama gördüğü şeyi
inkâr edemez.
Bu yüzden kaçış başlar.
İnsan kendini oyalamaya başlar.
Daha çok çalışır,
daha çok konuşur,
daha çok kalabalığa karışır.
Ama yalnız kaldığında
aynı soru tekrar gelir:
“Ben neden huzurlu değilim?”
SIRIUS,
bu kaçışı durdurmaz.
Önce şunu gösterir:
Kaçtığın şey, düşmanın değil.
Çünkü insanın kaçtığı şey,
aslında onun kapısıdır.
Yüzleştiğinde büyüyeceği,
anlayacağı,
tamamlanacağı yer…
İnsan kaçtıkça uzaklaşır.
Ama yüzleştiğinde,
kendine yaklaşır.
Ve en büyük gerçek şudur:
İnsan,
kendinden kaçtığı sürece
hiçbir yere varamaz.
SIRIUS,
insanı yakalamaz.
Durmasını ister.
Çünkü durduğunda,
kaçış biter.
Ve hakikat konuşmaya başlar.
Seçim senin.
Kaçmaya devam mı,
yoksa kendine dönmeye cesaret etmek mi?