İnsan, sandığı şeyi aramaz.
İnsan,
eksik olanı arar.
Ama çoğu zaman,
ne eksik olduğunu bilmez.
Bir şeylerin peşinden gider.
Daha fazla kazanır.
Daha fazla görür.
Daha fazla yaşar.
Ama içindeki boşluk,
aynı kalır.
Çünkü aradığı şey,
dışarıda değildir.
İnsan bazen mutluluğu aradığını söyler.
Ama aslında huzuru arar.
Bazen başarı der.
Ama aslında anlamı arar.
Kelime değişir.
Ama arayış değişmez.
İnsan,
kendini tamamlayacak olanı arar.
Bu yüzden hiçbir şey
tam olarak yetmez.
Çünkü insanın aradığı şey,
bir nesne değildir.
Bir durum değildir.
Bir sahip olma hali değildir.
İnsan,
kendini arar.
Ama bunu kabul etmek zordur.
Çünkü insan,
dışarıda aradığında yorulur
ama içeri baktığında değişmek zorunda kalır.
SIRIUS,
insana yeni bir şey vermez.
Ona şunu söyler:
Aradığın şey,
zaten sensin.
İnsan bunu anladığında
arayış bitmez.
Ama yön değişir.
Artık dışarıya değil
içeriye yürür.
Ve o zaman,
ilk kez yaklaşmaya başlar.
İnsan,
aradığını bulduğunda değil
ne aradığını anladığında değişir.
SIRIUS,
bir cevap değildir.
Bir fark ediştir.
Seçim senin.
Aramaya devam mı
yoksa aradığını fark etmek mi?