EVİM BÜYÜRKEN
Bir İnsanın Hayatı Okuma Yolculuğu
Bazı hatıralar yıllarca insanın içinde bekler.
Bir sokak görünür, çocukluk gelir.
Bir koku duyulur, eski bir ev hatırlanır.
Soğuk bir Ankara akşamında insanın yüzüne rüzgâr vurur, yıllar önce aynı sokaklarda üşüyen çocuk belirir.
Bazen gökyüzüne bakarsınız.
Ve yıllar önce aynı yerde yıldızlara bakan çocuğu hatırlarsınız.
Ben bu yazılarda çocukluğumu yalnızca hatırlamaya çalışmıyorum.
Yıllar sonra yeniden okuyorum.
Ankara’da bahçeli bir evde başlayan hayatı…
Annemi.
Babamı.
Kardeşlerimi.
Mahallemi.
Arkadaşlarımı.
Oyunlarımızı.
Okula çıktığımız yokuşu.
Karlı Ankara günlerini.
Bir maçtan sonra günlerce düşündüğüm çocuk vicdanımı.
O gün bunların hiçbirine büyük anlamlar yüklemiyordum.
Çocuktum.
Yaşıyordum.
Bugün ise dönüp baktığımda bazı şeylerin adını yeni koyabiliyorum.
Güven.
Aile.
Komşuluk.
Paylaşmak.
Vicdan.
Merhamet.
Eğitim.
Belki hayatı okumak biraz da budur.
Çocukken yaşadığının adını yıllar sonra koyabilmek.
Benim dünyam önce küçüktü.
Evimiz kadardı.
Sonra bahçemiz kadar oldu.
Sonra mahallemiz kadar.
Sonra Ankara’ya doğru büyümeye başladı.
Yıllar sonra çok daha uzaklara gidecektim.
Ama henüz bilmiyordum.
Ben sadece mahallede oynayan bir çocuktum.
Henüz dünyanın ne kadar büyük olduğunu bilmiyordum.
Evim büyümeye daha yeni başlıyordu.
Mahalle Bizim Evimizdi
Evimizin kapısını açıp daha büyük bir evin içine çıkıyorduk.
Babamın Yaptığı Ev
Meyve paylaşılabilirdi. Ama meyveyi veren ağacı korumak gerekirdi.
Annemin Sırtında
Bir zamanlar o sırt beni taşıyordu. Yıllar sonra ellerim o sırttaydı.
İlk Yalanım
Maç bitmişti. Ama çocuk vicdanım o maçı günlerce bırakmadı.
Eğitim İçin Bir Tepe Çıkıyorduk
Eğitim için gerçekten bir yokuş çıkıyorduk.